Konkordato Nedir? Mitler ve Gerçekler
Konkordato, zora düşmüş ya da düşmesi olası şirketlerin (ve
şirket ortaklarının) hukuk yoluyla borç ödemelerine ara vermesi, bunun
getireceği "rahatlama" ile -ana faaliyetini de sürdürerek- düştüğü zor durumdan
kurtulmayı denemesidir. Çeşitleri olsa da aşağıda anlatılanlar, en çok rastlanan “adi konkordato” üzerinedir.
Konkordato bir vaattir, beyandır. Zora düşen şirketin, adi
alacaklılarına ve
mahkemeye, hayalini, krizden kurtulma projesini satabilme ihtimalidir. Hayalin "ütopik" olup olmadığını önce komiserler ve yargıç değerlendirir,
onlar izin verirse bu kez de adi alacaklılar bu hayali oylarlar. Evet “seçmenler” için bir salon ve oy pusulaları hazırlanır.
Bu metni, hukuki alıntılarla ağırlaştırmadan sürdürmeyi
deneyeceğiz. Medyada, haberlerde manşetler şöyledir, bilirsiniz. “Yeni konkordato
dalgası!”, “Patronlar işin kolayını buldu!”, “Mahkemeler konkordato dağıtıyor”.
Manşetlerden ve kimi durumlarda görülen "ütopyadan" konuya giriş yapabiliriz.
Patron Samimi mi?
Borçlu şirketin, alacaklılarına konkordato dava dosyasında açıkladığı
vaadin ütopik olup olmadığına karar vermek için bazen asgari üç ay geçmek
zorundadır. Nitelikli bir komiser kurulu, üç ayın bitmesini beklemeden de (mesela
20 gün içinde) mealen, “bu ütopyadır” diyerek süreci bitirtebilir.
Alacaklıların hakkını korumak böyle olur. Ortada uygulanabilir bir konkordato
projesi yoksa alacaklıları oyalamanın, borçluya hakketmediği ekstra vadeyi
vermenin gerekçesi olamaz. Borçlunun iyi
niyeti, samimiyeti, kurtulma iradesi konkordato sürecinde ana omurgadır, yoksa
yürümez.
Mitler!
Mahkemeler konkordato dağıtmaz! Hâkim(ler), dava açma şartlarını
sağlamış bir dosyada üç ay geçici süreyi (mühlet) gecikmeksizin vermek
durumundadır. Hemen komiser(ler) atanır ve ilk işlem aşamalarından sonra
komiserler şirketle ilgili intibalarını oluşturmaya başlar. İşletmeyi, varsa
şubelerini, depolarını gezerler. Borçlu iyi niyetli midir? Sunulan defterler,
bilançolar, stoklar, varlıklar, kayıtlar ne anlatmaktadır? Stoklar, varlıklar vs.
değerli midir? Borçlu, deyim yerindeyse, “çalıdan keçi yünü toplayıp eğirip
satacak” bir "hikâye" peşinde olabilir mi?
Şirket sahipleri eğer yanlış bilgilenip,
yönlendirilmedilerse, konkordatoyu iyi anladılarsa son çare olarak bu yola
giderler, zira çok çetin bir süreçtir. Borçlu şirket, faaliyetini bitirip iflas
ederse adi alacaklılar ne tahsil edebilecek; konkordato başarıya ulaşırsa ne
tahsil edecek? Yanıtı aranan soru budur! "Köprüden önce son çıkış!" Evet
konkordato dosyasındaki “hayal projesi” bunu ispata çalışmak zorundadır. Patron
şunu ilan eder. Örneğin: “Sayın mahkeme, 100 TL borcum var, zordayım, iflas
etsem borcumun 30’unu ancak öderim çünkü iflasta elimdekiler ucuza gidecek.
Bana fırsat verilirse, -örneğin- iki yıl içinde 100 TL’yi öderim, kimseye
farklı muamele etmem, hatta borcun üzerine artırım da yapabilirim”. Evet, bu
vaat konkordatonun özüdür. Başarılabilir mi? İlk üç ay içinde değerlendirecek
olanlar komiserler; karara bağlayacak olan da mahkemedir.
Daha iyi anlaşılması için iyi niyetli bir şirket sahibinin ağzından
senaryo bir vaka anlatalım: “Hızlı büyüdük, bir ara siparişler yetişmiyordu ama
aynı gemideyiz malum, memlekette işler daraldı. Stokta mal var ama sipariş
gelmiyor, şu biten büyük işin çeklerini tahsil edemedik. Etkisi çok büyük oldu.
Kredi limitlerimiz doldu. Personel de azalttık ama bu gidişle yıl sonuna
kalmadan kilidi vururuz.”
Patron iyi niyetli ise şirketin içini boşaltmayı denemez.
İyi niyet elbette soyuttur, komiser ve yargıç, niyetle, beyanla değil, bilanço
ile ikna olur. Maksat gemiyi yüzdürmek, borç ödemek ise işini bilen hukuki ve
mali danışmanlarla konkordato hazırlığına başlanır. Mali danışman işinin eri
ise varsa patronun mal kaçırma teşebbüsleri, engel olur. Onu doğru
bilgilendirir, varsa likit kaynağı, şirkete geri getirmesini ve konkordato gibi
masraflı ve zahmetli bir “maceraya” girmemesini öğütler.
Hazırlık Süreci: Makul Güvence Raporu ve Kurtuluş Planı
Dava açma kararı verildi ise “makul güvence raporu” adlı
bağımsız denetim çıktısını almak en kritik aşamadır. Yola girdikten sonra
hazırlıkları gizli yürütmek önemlidir. Kimse şirketinin zora düştüğünün
bilinmesini istemez. Tedarikçiler ürkütülmemelidir. Hazırlıklar yarıda
kalabilir. Örneğin güvence raporu alınamayabilir.
Şirket, konkordato davasını hasımsız olarak açar, şirkete
kefil olmuş ortaklar varsa (ki vardır) onların da davaya dahil olması neredeyse
bir kuraldır. Davayı açmayı planladığınız tarihte 90 günden eski olmayacak biçimde,
dönemsel bilançonuz titizlikle hazırlanır. Hesapların “sadeleştirilmesi”
faydalıdır. Bu ara bilanço ile bağımsız denetime başvurarak makul güvence
raporu almayı beklersiniz. Bir aya kadar sürebilir. Bağımsız denetim
kuruluşlarının son dönemde suistimallerden ağır cezalar aldıkları, her şirkete
rapor vermeyebileceklerini unutmamak gerekir. Makul güvenceyi alırsanız bu
sizin bilançonuzun gerçek, doğru olduğuna mahkemeyi inandırmak için bir delildir.
Avukatınız bu arada, varlıklarınızın, borçlarınızın, alacaklarınızın listesini
hazırlar. Rehinli (araç) ve ipotekli (gayrimenkul) alacaklılar farklı liste
yapılır.
Mali danışman patronla bir araya gelerek gerçekçi bir
kurtulma projesi üzerine kafa yorar. Likidite bulma yolları, sermaye artışı, yeni ortak almak, yeni pazarlarda kârlı işler almak vs. nakit üretecek yollar aranır.
Buradan ve asıl faaliyetlerden elde edilecek kazanç ile adi alacaklıların ikna
edilebileceği bir ödeme planı üzerinde çalışılır. Bu plan, enflasyonist
ortamda belki 2-3 yıl sonra hesabını kapatacak olan alacaklıların beklentilerini
karşılamalıdır. Bu plan, vadeli olarak tüm borcu, belki artırımlı
olarak, kimseye ayrıcalık yapmadan ödemeyi vaat eder. Bu iyi senaryoyla kıyaslanmak üzere; şirketin iyileşememesi, iflasının açılması halinde, alacaklıların -kötü senaryoda- eline geçebilecek miktarın projeksiyonu yapılır. Davada işler yolunda giderse, sadece adi
alacaklıların, iyi senaryoyu kabul edip etmediklerini oylayacakları bilinmelidir.
Senaryoda değişiklikler yapmaya dava boyunca imkân tanınabilir. Bu imkân vardır
ama ilk senaryonuzun da ayakları sağlam basmalı ve komiserleri ikna etmelidir.
Adi konkordato davasının ileri aşamalarına dalarsak okuyucu ilgisinin
azalacağını varsayıyoruz, "niş" birkaç konuya dikkatinizi çekerek ilerleyeceğiz. Yukarıda sözü edildiği gibi kötü niyetli ortakların varlığı, beraberinde kredilerin anlamsız kullanımı,
mülk satışı, araç satışı gibi “ön ayarlamaları” gündeme getirebilir. Komiserler
bunları fark edip süreci bitirebilirler.
Az Bilinen Önemli Detaylar
Leasing sözleşmeleri konkordatodan etkilenmez, "leased" ekipman işletme devamlılığı için kritik ise borçları ödenmelidir. Komiserler bu
ödemeye engel olmazlar ancak ödememek daha makul ise "leased" ekipman, borcu
ödenmediğinden geri alınır.
Şirketin bankalarda takasa verilmiş, vadesini bekleyen, çek şeklinde
aktifleri olabilir. Takastaki banka aynı zamanda alacaklılardan biri ise bunları
vadesinde mahsup eder ve şirkete nakit girişine engel olur. Bu, yasaya aykırı
olsa da mahkeme, konkordato içinde dahi buna engel olamayabilir.
Adi konkordato alan şirketin, davadan sonra oluşacak borçlarını
ödemesine engel yoktur. Hatta ödememesi sorun olur. Alacaklıların baskısından
sıyrılan şirket eski veya yeni tedarikçileri ile "beyaz bir sayfa" açıp
faaliyetini iyileştirerek sürdürmeli, mahkemeye komiserlerin sunduğu raporlarda, "iyileşme" görünür olmalıdır.
Konkordato davası mahkemece reddedilecek olursa yargıç, komiserlerden şirketin borca batıklık durumu hakkında rapor ister. Şirket malen borca batıksa mahkeme şirketin iflasına karar vermek zorundadır. Dava reddolmadan önce, şirket davadan feragat edecek olsa dahi borca batıklık sorgulanır ve dava iflasla sonuçlanabilir.
Adi konkordato, adı üstünde elinde rehin, ipotek güvencesi
olmayan alacaklılara (daha çok çek alacaklıları) önerilecek proje ile vücut
bulur. Böyle olunca büyük oranda karşılıksız çek davası ile karşılaşmaktan
kaçınanlarca tercih edilir. Aynı mantıkla, alacaklılarının ekserisi banka olan
şirketler için bu yola girmek anlamsız olabilir.
İyileşme emaresi göstermeyen şirketin davası komiserlerin
raporu ile mahkemece her aşamada durdurulabilir. Burada komiserlerin “çıkar
çatışması” tartışma konusudur. Özellikle banka alacaklıların iddiası:
komiserlerin "ücret almayı sürdürmek için kötü şirketlere tahammül ettikleri",
alacaklıları mağdur ettikleri yönündedir. Bunun çözümü için geçici mühlet bitiminde komiserlerin değiştirilmesi önerilmektedir. Gerçekten adi konkordatoda komiserlerin rolü ve
sorumlulukları çok büyüktür. Tarafsız, işinin ehli, davaya
zaman ayırabilecek komiser kurulu tercih sebebidir.
Komiser kurulu, bir mali müşavir, bir hukukçu ve şirketin
iştigal alanından bir uzman ile teşekkül edebilir (misal, konaklama firması için turizm
işletmeciliğine vakıf bir komiser). Komiserler süreçte, değerleme uzmanları
gibi farklı alanlardan bilirkişilere görevlendirme yapabilirler.
Konkordato, kurtuluş vaadidir ama mucize değildir.
Kurtuluşun yolu, bilanço dürüstlüğünden ve iyi niyetten geçer. Mahkeme,
komiser, alacaklılar üçgeninde doğru bir proje sunabilen şirket için konkordato
sadece bir yargı prosedürü değil, ikinci bir şanstır.”
Adi konkordato yoluna girmek zorunda hisseden okuyucular
danışmanlık almak için e-posta ile ulaşabilirler.