Mühendislik ve hukuk, iki önemli ilgi alanında ahkam kesen, "geçkin" bir mühendisin kaleminden.

Airfryer Pişmanlıktır!

Airfryer Alıp Pişman Olanlar, Size Önce Sorunu; Sonra Çözümü mü sattılar? Airfryer Çılgınlığı: Nasıl da Kandırıldık!

(*Bunu yazmayı ne zamandır istiyordum, biraz AI desteği ile oldu, biraz da "konsept dışı" diyen olabilir, bakalım beğenilecek mi?)

Son birkaç yılda mutfak dünyasında bir devrim(!) yaşandı. Yağsız kızartma yapabilen mucizevi cihaz olarak tanıtılan Airfryer'lar herkesin mutfağına girdi. "Çok az yağla çıtır çıtır patates yapabilirsiniz!" dediler. "Kızartmalar artık sağlıklı!" dediler. "Temizliği çocuk oyuncağı!" bile dediler.

Önce Philips, Tefal gibi iyi (premium) markalar ile başladı şimdi üç harf marketlere ve giriş seviyesi markalara kadar düştü. Zamanımızın hastalığı: gezdiğiniz bir yeri mutlaka beğeneceksiniz, en iyi açılardan görsel paylaşılacak ya, aldığınız ürün için de öyle. Kimse "ben bundan bir şey anlamadım" demedi, herkes tavsiye etti. Büyük beklentilerle alanlar hayal kırıklığını itiraf edemediler. Bizdeki, mutfak tezgahının en kıymetli yerinden mutfağı yönetiyor, iş miş yaptığı yok! 

Airfryer pişmanlıktır

Peki, neden? Çünkü bu işin arkasında harika bir pazarlama stratejisi var: Önce sorunu sat, sonra da çözümü!

1. Önce Sorunu Yarat: "Normal Kızartma Sağlıksız ve Zor!"

Pazarlamacılar, size bir şey satmadan önce kafanıza bir “sorun” koyar. Airfryer’da da tam olarak bunu yaptılar:

  • "Derin yağda kızartmak sağlıksız!"

    • Tamam, ama insanlar yüzyıllardır kızartma yiyor. Öyleyse neden birden "büyük problem" oldu?
  • "Fırında yapınca aynı olmuyor!"

    • Fırında patates ya da tavuk yapmayı zaten biliyoruz. Ama bir anda "fırın yeterli değil" fikrini aşıladılar.
  • "Temizlik zor, mutfak yağ içinde kalıyor!"

    • Bir tava ve bir kapak yetmiyor mu? Hayır, artık Airfryer olmadan yaşanmaz!

Sorun yaratıldı mı? Evet! O zaman çözümü satmaya geçebiliriz...

2. Sonra Çözümü Sat: Airfryer ve Büyük Hayal Kırıklığı

Büyük umutlarla alınır, eve getirilir. İlk denemeler: Patates kızartması, tavuk butları, köfte... Ama bir şeyler eksik. Reklamlardaki gibi çıtır çıtır değil!

  • "Abi bu niye tam kızarmadı?"

    • Çünkü hava üfleyerek kızartma olmaz. Kızartmanın doğası gereği, yiyecekler yağın içinde pişer ve dışı kıtır kıtır olur. Ama burada sıcak hava dolaşıyor ve yüzeyi kurutuyor. Sonuç: Ne tam fırın, ne tam kızartma!
  • "Çok yağlı olmuyor ama biraz kuru mu?"

    • Bingo! Çünkü bu bir "fritöz" değil, sadece küçük bir turbo fırın.
  • "Hadi neyse, en azından temizliği kolaydır..."

    • Şaka mı yapıyorsunuz? O delikli tabağın aralarını temizlemek için diş fırçası mı kullanacağız?

İşte burada ikinci satış taktiği devreye giriyor:

"Bu temizliği çok uğraştırıyor diyorsanız, bizde düz tabak var, onu alın!" Bir de kağıtlarımız var, fırın tepsi kağıdından. Düz tabaktan veya kağıttan hava geçmeyeceğine göre zaten mucize suya düştü.

Başta delikli tabak sayesinde hava dolaşımı şahane diyordunuz? Şimdi düz tabak ve fırın kağıdı satıyorsunuz. Önce sorunu yarat, sonra çözümü sat.

3. Gürültüsü, Temizliği ve Ekstra Masraflar

Bu cihazın bir diğer büyük eksisi: Gürültüsü! Çalıştırdığınızda resmen bir uçak motoru çalışıyor gibi. Çıtırtılarla dolu mutfak hayalleriniz yerine, rüzgar tünelinde test sürüşü yapıyorsunuz.

Temizlik desen? O delikli plakanın aralarını temizlemek için saatlerce uğraş. Yetmedi, daha az uğraşmak için ekstra aksesuar almak zorundasınız. İşte plan bu: Önce sorun, sonra çözüm satışı (üstte rezistansın nasıl kirlendiğini gösteren videoları arayın bulacaksınız).

Bir de yer kaplama meselesi var. Mutfakta devasa bir siyah UFO gibi duran bu cihaz, sonunda toz koleksiyonuna dönüşüyor.

4. Sonuç: Tezgâhın Patronu Kim?

Şu an mutfağımıza bakıyorum. Airfryer en güzel köşede duruyor. Ama aslında mutfağın gerçek patronu, eski güzel tava ve ankastre fırınımız (gözünü sevdiğim Vestel, tavuk çevirme bile koymuş içine). Çünkü onlar her zaman iş görüyor.

Airfryer? O sadece bir mutfak süsü.

Siz de aldınız ama kullanmıyorsanız, yorumlara yazın. Belki "Toz Koleksiyoncuları Kulübü" kurarız!

Şebekede Devrim İhtiyaç mı?

İzmir Alsancak'ta Yağmurda Medyatik Ölüm

Tesadüfen mi Yaşıyoruz?

Dünyanın en stresli mesleği sıralamaları zaman zaman önümüze çıkar. Fast-food sektörü, pilotluk, bankacılık, itfaiye erliği, askerlik hep listede olur. Türkiye'de bir mühendislik pozisyonu ise hukuksal riskleri bakımından en son teklif kabul edilebilecek işlerdendir. Elektrik dağıtım şirketinde işletme şefliği, size çok kısa sürede savcının karşısına çıkmayı garanti eder. Çoğu zaman zerre kadar kabahatinizin olmadığı bir olayda, tazminat hatta mahkumiyet korkusuyla uykularınız kaçar.

Temmuz 2024'te İzmir şehir merkezinde, iki gencin yağmurlu bir yaz gününde, kameranın önünde elektrik şokundan ölmesi ile çok sayıda şef, mühendis, teknisyen, yönetici vb. gözaltına alındı. Belediye başkanı hakkında suç duyurusu yapıldı. Şehir merkezinde hizmet veren iki şirketin yaptığı ölümcül hatalar -koordinasyon sorunları, hatalı proje, işçilik hataları, vurdumduymazlık, denetimsizlik, boşvermişlik, adına ne derseniz deyin sosyal medyanın da katkısıyla- infiale yol açtı. Normalde böyle bir olayda işletme mühendisleri ve teknisyenler ile sınırlı gözaltılar yapılır ama bu olayın medyatikliği, şüpheli sayısını artırdı. O elim kaza Türk alçak gerilim elektrik şebekesinin herhangi bir noktasında her an olabilir. Peki size ne kadar maaş verirlerse, bir EDAŞ'ta işletme şefliği görevini kabul edersiniz?

İzmir Alsancak'ta Trajik Ölümler
 

Genç mühendis meslektaşlar, mezun olduktan birkaç yıl sonra böyle bir görevi almış olabilirler ve kendileri doğmadan önce yapılmış bir şebekenin “premature” sorunları, hatalı tasarım ve uygulamalar nedeniyle savcı karşısına çıkabilirler. Genç değil de 40 yıl tecrübeleri olsa, mesleğinin duayeni de olsalar, bir canlı iletkenin, temas etmemesi gereken bir yere değmesiyle oluşmuş bir kazayı önleme iradeleri olamaz. Yani zaten başınızı giyotine uzatarak işi almışsınızdır (Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki bir keresinde, bir bina otoparkında kurulu, sacdan transformatör köşkünü satın alsın diye hurdacı çağırıp, ölümüne sebep olan bir apartman yöneticisinin tazminat davasında rapor yazmıştık. Terkedildi sanılan bina, hala enerjiliydi).

Yüzde doksan dokuzu bu sistemsel açığı bilmeden görev kabul eden genç mühendislerin birer ikişer dava dosyaları birikir. Neden alçak gerilim şebekesi de "hafıza-i beşer" gibi maluldür?

Çünkü Sistem Modernleştirilmelidir.

Sistem, faz-toprak hatasında -hemen hemen hiç bir zaman- koruma yap(a)maz. Köyde, kırık bir izolatörü (fincan) olan metal direk yanından geçen inek; parktaki aydınlatma direğine dokunan masum çocuk; yolda, su birikintisine kösele ayakkabısı ile basan öğrenci, her an İzmir'deki gibi çarpılabilir. Sistemin bu soruna bir yanıtı yoktur. Oysa 36 kV veya 154 kV seviyesindeki şebekelerin, toprak hatasına bir yanıtı vardır ve buna rahatlıkla da güvenilebilir. 230/400 Volt alçak gerilim şebekesi ise bu konuda "üç maymunu" oynar.

Medeniyetin kalbindeki bir sokakta, -iddialara göre beş yıldır- zaman zaman ortaya çıkıp kaybolan bir canlı devre teması, gün gelip masum canları aramızdan almıştır. Tüm medeni ülkeler önlemini almış, rahat etmişken siz artık bunu da halının altına süpüremezsiniz. İzmir olayı ile birlikte deniz bitmiştir. Alçak gerilim şebekelerinin modernizasyonu ve bu ölümcül sistem hatası için kaybedilecek bir saniye kalmamıştır.

Sistemler başarısız olabilir, insanlar hata mutlaka yapar, elektrikte sorunlar yıllarca farkedilmeden sürebilir. Daha fazla koruma katmanı varsa daha az hata olasılığı olacaktır(*alıntı). Sadece işçilik kalitesine güvenip yolunuza devam edemezsiniz. Şartnameleriniz zaten yeterince anlaşılır değildir ve kolayca delinir çünkü işler en düşük fiyatla ihale edilir. 

(Merak edenler için bundan sonrası biraz teknik okuma olacaktır) Şehiriçi elektrik dağıtımında dünyada iki başat sistem tercih edilir. Türk elektrik sistemi kurulurken (keza Fransa, İtalya, İspanya'da da) TT sistem tercih edilmiştir. Bu gayet anlaşılabilir bir seçimdir, zira hem o zamanki dağınık yapılaşmaya uygunluğu, hem de maliyet, basitlik, hesap yapmaksızın genişletilmeye elverişlilik, TT lehine artılardır. Literatür, alternatif TN sistemini tercih edenlerin, Anglosakson ülkeleri ve görece müreffeh ülkeler olduğunu söylemektedir.

Peki mesela Avrupa Birliği teknik dokümanlarında ne yazmakta? TN de, TT de kitaba uyulduğu sürece hala tercih edilebilecek çözümlerdir. AB, TT'yi reddetmez ama özellikle kentsel, yüksek yoğunluklu yerler de TN'e geçişi önerir; dolaylı olarak teşvik eder. İtalya örneğine bakarsanız, 1970 öncesi tamamen TT şebeke iken seksenlerde başlayan, doksanlarda hızlanan TN'e geçiş, artık tamamlanmıştır. Bu demek değildir ki TT İtalya'da öldü. Kırsal alanlar için TT hala önerilir ve kullanılabilir. Ama kitaba uymak ve faz toprak hatasına önlem almak şartıyla. Ülkemizde yaşanan ve bu ölümlere sebep olan budur: kitaba uymamak!

Ne Yapmalı?

Tanışmakla şanslı hissettiğim İsmail Kaşıkçı hoca ve meslektaş Nejat Cahit Gencer, her fırsatta konuya dikkat çekebilmek için dil dökerler. Kamu otoritesinden, İzmir olayı sonrasında bir açıklama, çözüm, eylem planı vs henüz duymadık. Anlaşıldığı üzere konu adaletin değil, tekniğin, akademinin, bakanlığın konusudur. Sayın Gencer'in ifadesi ile dağıtım şebekesinde nötr, tek noktada değil, hat sonlarında da topraklandığı için (dünyada başka örneği olmayabilir) toprak hata koruması, çözüm olmaktan çıkar (şebekenin mevcut haliyle röle de olsa işe yaramaz). Ölümlere çare olacak en hızlı ve ilk etapta uygulanabilir çözüm, her mahallede nötr-toprak gerilimini gözlemek ve mesela 10 Voltu kararlı şekilde geçtiğinde, acil müdahale ekibi yollamak olabilir. Bu yöntemin denendiği ve iş gördüğü kabul edilmektedir, doğrulamasını yapmak zor değildir.

Yukarıdakine benzer acil önlem kararlarının alınması sonrasında ilgili bakanlık, Avrupa'nın yaptığı gibi TN'e "kademeli geçiş" için karar almalı; almıyorsa TT'de kalarak ama eksik kalmış korumayı da garanti ederek, kitaba aykırılığı mazide bırakmalıdır. Sektör, ilahi emirmiş gibi "ezber TT pratiğini" terk ederek, ihtiyaç ne ise onu yapmalıdır. Şehir merkezinde riski yüksek yerlerde ekranlı (zırhlı) kablo seçeneği kullanılmalı, toprak hata rölesi üretimi için yerli sanayici teşvik edilmelidir.

Japonya'daki uygulamaya da değinmeden geçmeyelim: Japonlar TT kullanmaya devam etmektedir. Metropollerinde bile yer altı kablo şebekesi minimal ölçektedir, havai dağıtım şebekelerinin "çirkin", karmaşık görüntüsü Japon kamuoyunda da eleştirilir. Buna rağmen alçak gerilim dağıtımında kesinti süreleri çok çok kısadır. Şebeke tarafında nasıl korumaları olduğuna başka bir yazıda değinmek yerinde olacaktır. Ancak TN-C-S sistemini başarıyla kullanan Avustralyanın bile Japon sistemine öykünmesi ironiktir (yüksek nötr empedansından yakınan yazı şuradadır).

Ölümler “vaka-i adiye”den olduğu halde İzmir vakasına kadar farkındalık oluşturmakta neden zaaf yaşandığını unutup, genç tıbbiye öğrencisi ve ona yardıma koşan dostu "devrimin bayrağı" yapabilir miyizi konuşalım. Bu olayı unutturamayız, baskıyı büyütmeliyiz. Üçüncü dünya ülkelerindeki gibi, artık yaşamak tesadüflere bırakılamaz.

Doksan dokuz depreminin 25. yılına tesadüf eden bu metnin, deprem ile savaştaki gibi bir savsaklamaya engel olabilmesi tek ümidimizdir. 

17.08.2024 

Edited: 11.10.2024 

Tüketici Mahkemesine Sunulmuş Bilirkişi Raporu

Tüketici Mahkemesi Bilirkişi Raporu Örneği 

Tüketici hakem heyetleri, bir süredir kararlarını görevlendirdikleri bilirkişinin raporu ışığında verebilmektedir. İstatistik olarak, rapora dayalı karar alımı ne sıklıktadır bilinmemekle beraber, hakem heyetlerinin tüketiciden yana karar almaya meyilli olduklarını söylemek hatalı olmaz. Aşağıda geçen olayda, hakem heyeti tüketiciyi haklı bulmuş ancak dağıtım şirketi kararı bozmak için dava açmıştır. Tüketici, bir "oh" çekip zararını giderdiğini sanarken açılan dava ile şaşırır, üstelik davayı kaybetmesi halinde bir de hukuki masraflar çıkacağından endişe etmeye başlar. Öyle de olur dava açılınca iş daha ciddileşir, "ispat yükü", avukat tutup tutmama ikilemi derken sinirler gerilir. 

Aşağıdaki metin gerçek bir davada mahkemeye sunulmuş bir bilirkişi raporudur. Tüketici, zararını elektrik dağıtım şirketine yıkmak (rücu etmek) için hakem heyetini ikna etmiştir ama mahkemenin görevlendirdiği uzman aynı fikirde değildir. Rapor sonrasında dosyanın nasıl ilerlediğini bilemeyiz. Hâkim, bilirkişinin raporunu "hükme esas alabilir", tam tersi karar verebilir, başka bilirkişi de görevlendirebilir.

Hakkınızı aramak için yola çıkarken haklı olduğunuzdan emin değilseniz, ummadığınız maliyetlerle de karşılaşmak mümkün (emin de olsanız mahkemeyi iknâ etmekte sorun yaşayabilirsiniz). Örnekse, elektrik dağıtım şirketleri onlarca avukatı ile haklı da olsa haksız da olsa sonuna dek kalesini savunmaktadır.

*Tüketici hukukuna ilişkin bir başka örnek okumak için tıklayınız


***  *. TÜKETİCİ MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE                                                 

TEKNİK BİLİRKİŞİ RAPORU

Esas no          : 2022/*** E.

Davacı            : **** Elektrik Dağıtım A.Ş.

Davacı Vekili   : ***

Davalı            : **** (**** apartmanı)

Konusu          : Hakem heyeti kararına itiraz

İNCELEME KARARI

Sayın mahkemenin 22.09.2022 tarihli ara kararında, -yerinde inceleme yetkisi de verilerek - çekişmeli konu hakkında bilirkişi raporu alınması istenmektedir. Tarafıma tevdi edilen 2022/*** E. sayılı dosya incelenerek, konunun uzmanlık alanımızda olduğu görülmüş, dava konusu adreste 06.01.2023'de inceleme de yapılmak suretiyle görüş, kanaatimizi içeren işbu rapor hazırlanmıştır.

1. UYUŞMAZLIK

Davalı tarafından temsil edildiği anlaşılan apartman yönetimi ile davacı şirket arasında, abone sözleşmesinden doğan tedarikçi-tüketici ilişkisi olmasa da, **** ilinde elektrik dağıtım hizmeti, münhasıran davacı şirketçe sağlanmaktadır. Davalı apartman yönetimi, 9456***998 numaralı hizmet noktasında kayıtlı bağlantı anlaşması ile elektrik enerjisi kullanmaktadır.

Davalı, 02.04.2022 tarihinde **** THH 'ne başvurarak elektrik şebekesi kaynaklı maddi zarara uğradığını belirten davalı, THH'nin 10.06.2022 tarihli kararı ile talep ettiği 6.000,00 TL bedelin tamamı için lehte karara erişmiştir. Dava, bu kararın iptali taleplidir.

2. DOSYADAKİ BULGULAR

2.1 Davalı, 02.04.2022 tarihinde hakem heyetine başvurmuştur. Uyuşmazlık bedeli olarak 6000,00 TL'nin yanında delil olarak, iki arıza bakım fişi ve bir adet fatura beyan edilmiştir. 09396 numaralı bakım fişi, 20 Mart 2022 tarihli olup **** Asansör Ltd. tarafından düzenlenmiştir. "yüksek voltajdan dolayı motor kabloları ve cihaz (??) yanmıştır" ifadesi yazılıdır.

2.2 Davacı **** EDAŞ'ın 25.11.2022 tarih 45463 sayılı yazısında, 327***096 numaralı tesisata ait 2022 yılı kesinti raporları ve 70***5 numaralı dağıtım transformatöründen alınmış gerilim kayıtları da eklenmiş ve tüketicilere sağlanan gerilimin teknik kalite sınırları içerisinde olduğu vurgulanmıştır.

2.3 Davacının yazılı beyanlarına paralel biçimde, hasar gören bina ortak alan aboneliği dışında, binada bulunan diğer tüketici abonelerin herhangi birinden, olaydakine benzer bir -şebeke kaynaklı- hasar iddiası dosyaya girmemiştir.

3. YERİNDE İNCELEME BULGULARI

06.01.2023 tarihinde dava konusu binada, asansör makine dairesi ve ortak sayaç/enerji dağıtım tablosunda inceleme yapılmıştır. Binanın yapı denetim şirketi gözetiminde yapılmış bir bina olduğu ve iç tesisatında bir kusur olmadığı değerlendirilmiştir.

Asansör, kademesiz hız kontrollü, 4 duraklı ve otomatik kat ve kabin kapılıdır. Makine-motor 7,5 kW gücünde olup redüktörlüdür. Periyodik denetimi 07.11.2022 tarihinde yapılmış ve uygunsuzluklara rağmen kullanımında engel olmadığı şeklinde etiketlenmiştir. Asansör kontrol panosunda Konel Elektronik, Revo_LC kodlu asansör kontrol kartının olduğu görülmüştür. Aynı panoda Konel Revo Drive 7,5 kW güçlü frekans kontrollü hız ayarlama ünitesinin de çalışır durumda olduğu görülmüş, dava konusu arıza sonrasında bu cihazın eskisi yerine takıldığı anlaşılmıştır (bkz. foto. eki).

Davalıdan, tamirat sonrasında çıkan sorunlu parçaların inceleme için hazır edilmesi istenmiş ancak bu sağlanamamıştır.

4. DEĞERLENDİRMELER

4.1 ŞEBEKE KALİTESİ

Dosyaya davacı şirket tarafından sunulan teknik ölçümler, faz nötr arasında 227-237 V aralığındaki sağlıklı ölçmelere işaret etmekte olsa da tek başına her bir "t" anı için davacının kalite şartlarını sağladığına delil olamaz. Dosyadaki diğer unsurlar gözetilerek kanaat oluşturmak gerekmiştir.

4.2 İNCELENEN ASANSÖR KONTROL PANOSU

Yerinde görülen asansör kontrol panosuna olay sonrası takılan davaya konu sürücü cihazının 4 adet montaj vida deliği bulunmakta olup ekli fotoğrafta görüleceği üzere dört delikten üçü boştadır. Panoda en altta bulunan bağlantı terminallerinde siyah, is benzeri kirlilik izleri açıkça görülmektedir. "yüksek voltajdan dolayı motor kabloları ve cihaz yanmıştır" ifadesinde geçen motor kabloları yanmıştır tespiti ile terminallerdeki kirlilik örtüşmektedir.

Davaya konu olayda iddia edildiği gibi dağıtım şirketi kaynaklı olarak tüketicilere kalite sınırları dışında gerilim verilmesi süre bakımından iki şekilde olabilecektir. Birincisi transient yada çok kısa süreli tabir edilen geçici olaylar veya uzun süreli ve dakikalarla ifade edilecek olaylardır. İkincisi durumunda olaydan etkilenen tüketici sayısı çok fazla olacağından bu olayda geçici aşırı gerilimler üzerinde durulmalıdır.

Geçici aşırı gerilim durumunda bakım fişinde değinildiği üzere bağlantı hatlarında (motor kabloları) bir hasar oluşması beklenen bir durum değildir. Kablo bağlantı hasarı genellikle, tasarım (ürün seçimi), malzeme veya işçilik hatalarında beklenebilir.

5. SONUÇ VE KANAAT

Yukarıdaki bulgular ve değerlendirmeler ışığında:

-Dava konusu hasarı, davacı şirket sorumluluğundaki enerji dağıtım şebekesindeki kusur ile ilişkilendirecek bir hususa, dosyada ve yerinde incelemede rastlanmamıştır.

-Arızaya müdahale eden ekibin yada arızalı frekans konvertörünü atölyede değerlendiren personelin eksik inceleme ile hatalı kanıya varması yüksek olasılıktır. "yüksek voltajdan dolayı motor kabloları ve cihaz yanmıştır" ifadesi yüzeysel ve temellendirilmeye muhtaç bir teşhistir.

-Kesin olarak söylemek mümkün olamasa da olayın şebeke kaynaklı olmadığı kanaati kuvvetli biçimde oluşmuştur.

-Davalı apartman iç elektrik tesisatının, olayda bir etkisi olmadığı kanaatine varılmıştır.

-Sürücü cihazında şebeke kaynaklı hasar ile motor kablolarındaki hasarın birlikte oluşması tutarlı değildir. Yeni cihazın montajında dört montaj deliğinden sadece birinin kullanılması mahkemenin takdirine bırakılmaktadır. 09.01.2023

Takdiri mahkemenize aittir. Sayın mahkemenize arz olunur.

Bilirkişi

*** Mühendisi

Sicil****

(Elektronik imzalıdır)

EK: 3 sayfa halinde inceleme fotoğrafları

Mahkeme tebilgatını okuyan tüketici