Mühendislik ve hukuk, iki önemli ilgi alanında ahkam kesen, "geçkin" bir mühendisin kaleminden.

bilirkişilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilirkişilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

EPTHY 42. Madde Uygulaması

Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği (EPTHY) Resmi Gazetede (sayısı 30436) 30.05.2018 de yayımlanmıştır. Yönetmelik, amacını şöyle tarif etmektedir: ...tüketicilere elektrik enerjisi satışı ile buna ilişkin hizmetlerin sunulmasında tüketici, tedarikçiler ve/veya dağıtım şirketleri arasındaki iş ve işlemlere esas asgari standart, usul ve esasların belirlenmesi...
EPTHY, yayımından sonra 3 kez değişiklik görmüştür. Tarihleri ve sayıları şöyledir. 20.02.2021 (31401) | 08.04.2022 (31803) | 14.01.2025 (32782). Son değişiklik en kapsamlı olandır ve özellikle kaçak elektrik vakalarında dağıtım şirketinin uğradığı hasarın hesaplanmasında kullanılan 42 ve devamı maddelerinde yapılan hataların giderilmesine çalışılması olumludur. 
 
42. madde elektrik kaçak ve usulsüz enerji kullanımını dört başlıkta değerlendirir. Dağıtım şirketlerinin mahkemeye yansıyan uyuşmazlıklarından anlaşıldığı üzere son iki sıradaki eylemler birbirine karıştırılabilmektedir. 
 
  • Sözleşmesi yokken enerji kullanmak
  • Sözleşmesi varken kesilmiş enerjiyi haksız biçimde yeniden açmak
  • Sayaçlara ve ölçü sistemine müdahale etmek
  • Ayrı bir hat ile sayaçta okunmadan enerji tüketmek 

EPTHY, sahada karşılaşılan usulsüzlüğün bunlardan hangisine tabi olacağının seçiminden sonra yapılacakları detaylı biçimde açıklamıştır. Ancak konunun teknik oluşu ve sahada envai çeşit hırsızlık "planı" ile karşılaşılması uygulamada hatalara yol açar. Özellikle ilave hat ile çalınan enerjinin hesabında güç tespiti, geriye dönük hesabın kaç gün üzerinden yapılacağı, ek tahakkuk olanağı olup olmadığı konularında dikkatle ilerlenmelidir. 

Dağıtım şirketi personelinin kaçak tutanağı düzenlerken özensiz olması, kaçak hattın yerinin bulunmasındaki güçlükler, suçlunun agresif olabilme ihtimali ve kolluk kuvveti gereksinimi sahada karşılaşılan güçlüklerdir. Sürecin devamında tahakkuku hesap eden personelin kaçak gün sayısını maksimize etmeye yatkın oluşu sürecin uyuşmazlığa evrilmesine ve davaya dönüşmesine yol açmaktadır.   

Gerçek bir vakada şöyle bir durum ile karşılaşmıştık. Şüpheli, bir unlu mamuller işletmesi sahibidir. Dağıtım şirketi mahalle trafolarının tükettiği enerji ile oradan tahakkuk eden faturalardaki toplam enerjiyi kıyas ettiğinde anlamlı bir fark bulur ve bölgede incelemeye başlar. Bir fiderden 300 A civarında akım sürekli çekilmektedir. Polis eşliğinde işletmeye gidilir ve işletmenin üst katında kripto üretimi için soğutma ve bilgisayar sistemlerinin kurulu olduğunu bulur. İlave hat çekilmiştir ancak yeri tespit edilmez. Enerji, bağlantı noktasından iptal edilir. İlave hatta bağlı cihaz güçleri icmali yapılmaz. Fider üzerinden çekilen anlık akım kullanılarak bir tahakkuk çıkarılır ve konu mahkemeye gider. Paralel devam eden ceza davasında şüpheli hüküm giyer. Şüpheli, yüksek güçlü işletme sahibi iken mi kripto madenciliğine başlamıştır yoksa bu işi yapabilmek için mi yüksek rezistif yüklü bir işletme açmıştır, yanıtını bilemiyoruz.  

   

EPTHY 42. madde

 

*Bu yayın, görsel haricinde yapay zeka (LLM) desteği olmadan hazırlanmıştır.

Kaçak Elektrik Dosyası: Temelsiz Bir Dava Örneği

Şüpheli Dava, Kaçak Elektrik İddiası 

Her alanda liyakatsizlik, eğitim kalitesinde gerileme, iş yükü, emek sömürüsü, çürümüş düzen, adına ne derseniz deyin, adliyede açılmış davalarda da etkileri görülebiliyor. Bir asliye hukuk mahkemesi için yazılmış aşağıdaki anonim rapor, 50 USD bile tutmayan bir bedel için nasıl dayanaksız bir davanın açılabildiğini göstermek için buraya alınmıştır. Böyle davalar adliyede iş yükünü büyütüyor. 

Davayı açan avukat, dava dilekçesi yazma işini otomatiğe mi bağlamış acaba? Sahada tutulan her tutanak doğru gerekçe ile mi tutuluyor? Dağıtım şirketinin avukatlara verecek sınırsız bütçesi mi var? 

Merak edenler için buyurun okumaya. Yazının sonunda benzer bir rapora ilişikin yazıya bağlantı bulabilirsiniz.

Endekste Tutarsızlık Gerçek mi, İnsani Hata mı?"

**. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

BİLİRKİŞİ RAPORU | tarih | Esas no202*/*** E. | Davacı ** Dağıtım A.Ş. |Davalı :  O** D**

Konusu: İtirazın iptali

İNCELEME KARARI

Sayın mahkemenizin ** tarihli dördüncü celsesinde, dosyanın bilirkişiye tevdii ile davalının davaya konu tutanaktaki sorumluluğu hakkında inceleme yapılmasına karar verilmiştir. İnceleme, dosya muhteviyatı üzerinden yapılmıştır.

1. OLAY ve DAVA

Davacı şirket, bir adet enerji faturasının tahsili için başlattığı icra takibinin devamı için işbu davayı açmıştır. Bu faturanın dayanağının bir kaçak enerji tespit tutanağı olduğu görülmüştür. Davaya konu mesken adresinde tanımlı, *** numaralı tesisat numarasında, ** seri numaralı LUNA marka sayaç bağlıdır. Davalının abonelik başlangıcı 01 Temmuz; bitişi 19 Temmuz 20**'dir. Davalı, dosyadaki yanıtlarında, adreste daha önce yapıldığı iddia edilen onlarca ihlalin ve biriken borcun *** ile ilişkili olduğunu, kendisi abone olmaya karar verdiğinde enerjinin kesik(mühürlü) ve aboneliğin kapalı olduğunu, geçmişten sorumlu tutulmayacağına güvenerek abone olduğunu beyan etmiştir.   


2. OLAY KORONOLOJİSİ

Olay Tarih Endeks
Önceki abone terki 16.05.202* 9146,474
Yeni abone tertibi 01.07.202* Bilinmiyor
Mühürleme ve endeks tutanağı 14.07.202* 9379 veya 9579
Kaçak tutanağı 18.07.202* 9489,732
 
 3. TESPİT ve DEĞERLENDİRME

Davacı *** EDAŞ'ın, kaçak tahakkuk hesabını izah ettiği dosyadaki bir belgeden, aşağıdaki alıntı yapılmıştır;

......Tüketim noktasını 01.07.202* tarihinde O** D** nin devir alması sonucunda enerji açımına gidildiğinden daha önceden T toplam: 9146,474 kWh endekste kesik olan enerjinin açılmış olduğu ve T toplam: 9489,732 kWh endekse kadar kullanım yapıldığı tespiti ile tüketici mağdur edilmemiş enerji açımı yapılmıştır. Fakat kesim endeksi olan 9146,474 kWh endeks ile enerji devir açım esnasında tespit edilen 9489,732 kWh endeks arası 343,260 kWh yapılan tüketimin kime ait olduğu araştırılmış olup;
KÇ2210602 serili tespit föyü ile tüketimin O** D** tarafından yapıldığı tespit edilerek .........


Metinde özetle: "tahliye endeksi ile başlangıç endeksi arasındaki fark bulduk, bundan yeni abone sorumludur" denilmektedir. Bu dosyada tahliye endeksi belirli iken abone başlangıç endeksi belirsizdir.  Normalde ikisinin aynı endeks olması beklenir. 16/5 - 01/7 arasında (davanın sebebi bu karanlık bölgedir) tüketim olmuş mudur, oldu ise davalı  mı yapmıştır? Davacı, "komşuların beyanına" dayanarak davacıyı sorumlu tutmaktadır. 
Dağıtım şirketlerinin iş yoğunluğu nedeniyle bazen abonelerden, başlangıç endeksinin fotoğraf ile belgelenmesini istediği bilinmektedir. Bu olay öyle değildir. Başlangıç endeksi dosyada yoktur ama başlangıçtan iki hafta sonraya tarihlenen, dosyadaki ölçü kontrol ve sayaç mühürleme tutanağı -orijinal raporda görseli- verilmiştir. Kapalı ve mühürlü abonenin yeniden açılması sırasında düzenlenmesi beklenen bu belge, neden iki hafta geç tarihlidir? Yukarıdaki izahatta bu belgeye neden hiç değinilmemiştir? İzahta, abone terki ile kaçak tutanağı (18 Temmuz) arası dönem esas alınmaktadır oysa 14 Temmuz tarihli ziyarette alınan endeks, dağıtım şirketi açısından doğru ve geçerlidir. Öncesinde bir belirsizlik olsa bile 14-18 Temmuz arasında usulsüzlük iddiası dayanaksızdır.   


Yukarıda değinilen EDAŞ tahakkuk izahından alıntılanmış -orijinal raporda görseli var- görselde ikinci bir durum göze çarpmaktadır. 9489,732 endeksi kaçak tutanağındaki 18 Temmuz endeksi olduğu halde hatalı biçimde 03 Temmuz abone açım endeksi olarak kabul edilmektedir. Bu uygulama hatalıdır ve dosyadaki diğer bilgilerle çelişir. Çelişen iki belgenin görseli yukarıda verilmiştir. Ayrıca endeks geriye gitmeyeceğinden 14 Temmuz endeksi başlangıçtan küçük olamaz (9489 > 9379). 
14 Temmuz endeksi 9379 yerine 9579 kabul edilse bu kez de 18 Temmuz tarihli tutanaktaki endeks hatalıdır (9579 > 9489), zira endeks gerilemiş olur.

4. KANAAT VE SONUÇ

Davacı şirketin, usulünce abone olan davalının başlangıç endeksini belirlemekte ihmali olabileceği kanaati oluşmuştur. Davalının, abone olduktan sonra gelip enerjiyi kendisinin açtığı varsayılabilir. Bu doğru ise bile davacının bundan bir şikayeti dosyada yoktur. Zira 14 Temmuzda abone sayacı kontrol edilip mühürlenmiş, bir usulsüzlük tutanağı düzenlenmemiştir. Bundan dört gün sonra düzenlenen tutanakta ise sözleşmesiz enerji kullanıldığından bahis vardır oysa o tarihte geçerli sözleşme bulunmaktadır. Bu davanın varlığından anlaşılmaktadır ki tutanağın asıl meramı, karanlık bölgede kalan günlerdeki sözleşmesizliğe işaret etmektir. Tutanak davayla paralel değildir. Davanın ispatına katkı koyamaz. Bu sebeple dağıtım şirketinin EPTHY (Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği) uygulamasında özenli davranmadığı kanaati oluşmuştur. Davacı şirket güvenilir bir başlangıç endeksine ve makul tarihte bir ilk mühürleme tutanağına sahip değildir. Üstelik 14 Temmuzdaki mühürleme davalı için bir nevi "temiz kağıdıdır". 
Davacı, başlangıç endeksi ile tahliye endeksini eşit kabul ederek kaçak tutanağı yerine normal dönem faturası düzenleyecek olsa hem bedeli ödenmemiş bir enerjiden bahis olmayacak hem de muhtemelen abone buna itirazı bile düşünmeyecektir zira görece düşük miktar bir enerji harcanmıştır. Yapılması daha makul olan  budur. Oysa dağıtım şirketi, yukarıda anlatıldığı gibi işlem tertip etmekle hem işlemi açıklamakta zorlanmış hem de çelişkili hesaplar yapmıştır. 

Dosyada bulunan belgeler çerçevesinde davacının, EPTHY hükümleri doğrultusunda açık bir aykırılık ve usulsüzlük tespit ederek belgeleyemediği kanaatindeyiz. Başlangıç endeksi = tahliye endeksi kabulü ile normal dönem faturası düzenlemek yerine dayanağı açıklanamayan bir kaçak tutanağı düzenlemek hatalı işlemdir. Davalının davaya konu tutanakta sorumluluğu bulunmamaktadır.

Dört sayfadan ibaret bu rapor sayın mahkemenin takdirine sunulmuştur.                                                                          

*** Mühendisi     
Bilirkişi Sicili ***** 

Bilirkişilikte Kota Uygulaması ve Bölge Kurulu Rolü

Bilirkişi Daire Başkanlığı ve "Kadük" Bölge Kurulları

Mahkemelere çok sayıda dosyada rapor yazarak adli makamlara “yardımcı olan” bir meslektaş bilirkişiden bir gün telefonuma mesaj geldi (sonradan öğrendim aynı mesajı başka meslektaşlara da göndermişti). Bilmiyordum, 2023 depremi sonrasında açılan çok sayıda davada rapor verilmesi gerektiğinden, bilirkişilerin iş yükü çok büyümüştü ve Eylül 2023'te Bilirkişilik Daire Başkanlığı bazı branşlar özelinde, uygulamadaki kota (normal dosyalarda ayda 30; seri dosyalarda 60) uygulamasını kaldırmıştı. Deprem hasarları ile doğrudan ilişkili olan "07 Jeofizik", "08 Jeoloji",  "10 Harita ve Kadastro", "11 Mimarlık", "13 İnşaat" ve "17 Gayrimenkul ve Varlık Değerleme" temel branşlarında aylık kota artık yoktu. UYAP arayüzüne bir sayı girilmesi zorunlu olduğu için 1500/ay rakamı oraya usülen yazılmıştı. Ben de farketmemiştim “13 İnşaat” alanı yapı denetim olarak benim de bildirdiğim alanlardan olduğundan bu “esneklikten” ben de faydalanacaktım(!).

Gelen mesaja dönersek, sayın bilirkişi yukarıdaki altı alandan hiç birine dahil olmadığından bu “esneklik” ona yaramamıştı. Yılın ilk üç ayında tam 204 (yazı ile ikiyüzdört) dosyada görevlendirildiğini güvenilir kaynaktan tesadüfen öğrendiğim bilirkişi, bu kararın “mağduru” olmuştu. Oturup tüm meslektaşlarını bu büyük(!) “mağduriyetten kurtaracak”, bir A4 sayfası uzunlukta dilekçe metni yazmıştı. Mesajda, bu metni tartışmaya açıp, “fikri” katkıları beklediğini söylüyordu. Öyle ya birlik olmak önemliydi. Sosyal medyanın “adaleti” sağladığına sıkça şahit oluyorduk. Bir yılda topu topu 40-50 dosya alabilen biz faniler ona destek olup adaleti birlikte talep etmeliydik.

Nasıl da değişik oluyor değil mi tasalar? Kimi bilirkişi çaresizce hakimleri ziyaret edip kendini tanıtıp dosya almayı; tarzını, yaklaşımını beğendirmeyi umarken, kimi de “cam tavanları” kaldırmak için istidalar hazırlıyor. Gerçekten hakimlere kendinizi tanıtıp dosya alabilme ihtimaliniz sıfıra yakındır. Yazı işleri müdürleri bazı kalemlerde hakimden daha etkilidir (bilirkişi seçiminde).

Cam tavan” tabiri yerli yerinde olmayabilir belki ama şöyle anlaşılmalı: siz bir kalemin “gözdesiyseniz”, iyi çalışıyorsanız ve kotanız dolu olduğu için engeliniz varsa bu size dert olmaz. Kalem size görevi verir ama UYAP'a işlemez. Eğer heyet raporu ise UYAP'ta engeli olmayanlar görevli görünür. Engeli olanların kotasının uygun hale gelmesi beklenir. Bazen heyetteki diğerleri homurdanır (Reddiyat ödemesi bu yüzden gecikebilir). Yani cam tavanlar bazılarına vardır bazılarına yoktur.

Bütün bunlardan bilirkişi kurulunun bilgisi var mıdır? Olsa da hiçbir şey yapmaz. Kurul, işe yaramazdır. Ancak şikayetleri sonuca bağlar (raporda kusur oranı belirttin, al sana uyarı cezası). Yıllık faaliyet raporunu laf olsun diye -copy paste- yayımlar, çoğu zaman unutur. Bölgede çalışan bilirkişlerle ilgili işe yarar istatistik çalışması yapmaz. “İlgili mevzuat çerçevesinde bilirkisilerin denetimini yapmak ve performansını ölçmek” diye bir görevi vardır oysa ama üzerine hiç alınmaz. Bölgede hangi alanlarda darboğaz vardır, hangi uzmanlarda yığılma vardır. Hangi heyetler hep kurulmakta ve sürekli aynı ekiple rapor vermektedir? Araştırılacak ne güzel konular var değil mi oysa. Yazılım izin vermiyor mu? UYAP bilişime yazdınız mı? "Biz şu konuda istatistik sorgu yapamıyoruz" dediniz mi?

Futbol tabiriyle “rotasyonu” genişletmek kimin görevi? İlk 11'e tereddütsüz girebilecek futbolcuları çoğaltmak teknik direktörün görevidir. Kotalarla oynamak, kotaların ardından dolaşılmasını görmezden gelmek yerine "havuzdaki" bilirkişi sayısının artmasını sağlamaktır esas olan.

Not: Matematik tezat yeni dikkatimi çekiyor, 204/3 ayda 60 dosyanın da üzerinde. Tüm dosyalar seri bile olsa teoride 3 x 60 = 180 dosya eder. Daha çözmemiz gereken ne "çakallıklar" var bakalım. 

Bilirkişilikten geçinenler
 

Bir Kez Daha Muhalefet Şerhi

Mühendis Üyelerden Oluşan Bilirkişi Heyeti 

Üç meslektaş bir dosyada heyete dahil edilmiştik. Mahkeme, bir elektrik hırsızlığı davasında dağıtım şirketi ile abone arasındaki uyuşmazlık için görüşümüzü sormuştu. Hırsızlıkla suçlanan abone ticaret erbabı idi, yan yana iki dükkânı birleştirip açtığı işyerinde küçük ölçekte üretim yapıyordu. Hırsızlık iddiasına o kadar içerlemişti ki dev bir bez afiş yaptırarak dükkan cephesine asmış, konuyu medyatik hale getirmiş ve elinden geldiğince meramını anlatmaya çalışmıştı. 

“Bir raporda veya kararda katılmadığınız noktaları nasıl ifade edersiniz? Muhalefet şerhinin anlamı ve örnekleri burada”

Heyet, birbirine yakın yaşlarda mühendislerden kurulmuştu. Kadın meslektaş bir kamu kurumunda yönetici idi, profesyonel hayattaki görevi dava konusuna yakın sayılmazdı. Diğer meslektaşın görevi hem konuya daha yakındı hem de bilirkişi deneyimi kat kat fazla idi. Üstelik aynı olayın başka bir mahkemede görülen dava dosyasında rapor sunmuştu, olayı biliyordu. Aslında olayla ilgili görüşünü sunduğundan tekrar rapor sunması yanlış olacaktı (farklı düşünenler olabilir ama bana kalırsa ikinci kez görev kabul etmeyip çekilmeliydi). Öyle ya kanaati belliydi, onu değiştirmesi kendini inkâr olurdu. 

Titiz bir mühendisti, dikkatini başka bir dosyada beğenmiştim, kadın mühendisle birlikte geçmişte raporlar yazdıklarını biliyordum. Bana, yüz yüze iken olayın geçmişini anlattı ve önceki raporda vardığı kanaatin nedenlerini açıkladı. Emek harcamadan ona katılmamı bekliyordu, ne de olsa arşivde önceden yazılmış hazır rapor vardı. Dosyaya çalışacağımı söyledim ve öyle de yaptım. 

Dosyaya, öğretim üyesi profesör bir meslektaşın raporu girmişti ve bizim heyetteki meslektaş ile aynı sonuca varıyordu: tüketici ayrı hat çekerek enerjiyi sayaçtan geçmeden kullanmıştı. Burada olay hakkında bilgi vermek gerekecek. İki dükkan var demiştik, iki de abone sayacı. EDAŞ ekibi gelip her iki sayaç öncesi devre kesicilerden enerjiyi kesiyor ama bir yerde aydınlatma ışımaya devam ediyor. Bunun üzerine motorlardan kontrol ediyorlar ve iki fazın kesildiğini bir fazın hala var olduğunu görerek sayaç haricinde bir hatla enerji çalındığı sonucuna varıp tutanak tutmaya yelteniyorlar. İş yeri sahibi telefonla kendi elektrikçisine ulaşıyor. Girişteki kesicilerin bazen görev yapmayıp enerjiyi kesmediğini, aç-kapa yaparlarsa düzeleceğini öğreniyorlar ve hakikaten öyle oluyor fakat EDAŞ personeli ikna olmayıp tutanağı tutuyor. Kanun dışı hattın yerini tespit etmeyi denemiyorlar, "dükkan malzeme dolu olduğundan tespit yapılamadı" gibi bir notla yetiniyorlar. "Denildiği gibi devre kesici bir fazı kaçırsa idi biz bunu sayaçtan farkederdik" mealinde bir beyanları da dosyaya  girmiş. Ama şunu atlıyorlar, sayaç 1993 model mekanik sayaç ve fazları ekranda göstermiyor.

MCB minyatür devre kesici
Tutarsız noktalar çok olunca benim kanaatim arkadaşın tam aksi yönünde oluştu. Öyle ya 20 yıllık bir devre kesici kim bilir kaç kısa devre gördü? Belki kesme kapasitesi düşük seçildi. Kontaklar zamanla fonksiyon kaybına uğrayabilir. Deneyimli bir personel bu olasılığı hemen oracıkta ölçü aleti kullanarak eler. Bunun yerine, -elektronik olmayan- "sayaç ekranına baktık fazlar yoktu" demek acizliktir. Keşfe de katılmış olan profesör meslektaş "devre kesicinin iki fazı kesip bir fazı kaçırması olası değildir" demiş. Bizim heyetteki meslektaş, abonenin bir yıl sonraki tüketimleri ile kıyaslama yapınca tüketimde artış da görmüş ve hırsızlıktan şüphesi kalmamış. 
a lamp and a circuit breaker with AI
Taslak raporumu yazıp iki üye ile paylaştım, kadın meslektaşın kanaatine göre kimin azınlıkta kalacağı belli olacaktı. Beklenen oldu ve azınlıkta kaldım. Koskoca profesörden iyi mi bilecektim öyle ya! Tüketimdeki artışın siparişlere, yeni makine yatırımına, piyasanın durumuna bağlı olabileceğini, salt tüketime bakıp diğer etkileri dikkate almamanın hata olacağını söyledim. Durum netleşince final muhalefet şerhimi yazıp görüşlerine sundum. "Mühendis Bey" köpürdü, "taraf avukatı" gibi yanıt vermişim (onların raporunu çürütmüşüm), hakimle konuşup raporu nasıl vermemiz gerektiğini soracakmış. Örneğin yüksek yargıda "nasıl karşı oy uygulaması varsa öyle sunarız, hepimiz aynı kanaatte olacağız diye şart mı var" dedim ve öyle sunduk. Yani üç imzalı ve altına şerh notu düşülmüş ana rapor ve ayrı sunulmuş karşı oy raporu olarak.

EDAŞ personelinin davranışını sorgulamayan (tutanağı tutup ilave hattın yerini bulmamak, aboneye "sen bildiğin yoldan yine git" demektir) çelişkiyi göremeyen heyet üyelerini iknada başarısız oldum. Aslında o aşamada bile en ufak bir şüphe duydu ise meslektaşım dosyadan çekilebilirdi. Onu, vicdanı ile kendi bilecek artık. 

EDAŞ'larda düşük ücret politikası ile personelde hem nicelik hem nitelik düşmektedir. Bir delinin attığı taşı kaç mühendis çıkaramadık görüldüğü gibi. 

Heyet raporlarında muhalefet şerhine örnek diğer yazımızı okumak için 

Adli Bilirkişiyi Kim Seçer?

Bir keşif incelemesi sırasında keşif minibüsü içinde, farklı dosyalarda görevlendirilen 5-6 bilirkişi, hâkim, kâtip, mübaşir, şoför seyahat halinde idik. İncelemeye gidilen -sıradaki dosyadaki- adresin konumunu cep telefonundan bularak şoföre yol tarif etmeye çalışan bilirkişi hanım, 20’li yaşlarının ancak ortalarındaydı. Kendisini zaman zaman görüyordum, ben bile gördüğüme göre çok dosyada görev alıyor olmalıydı. Gencecik yaşında bilirkişi olmak üstelik de mahkemelerden bolca görev alabilmek kolay şey değildir. Esasen bilirkişilik, mesleğinde yıllarını geçirdikten sonra yapılabilecek iştir kanımca ama harita mühendisliği alanında böyle değil zahir. Haritacı kardeşimizin telefonunun bataryası bitince, başka bilirkişinin telefonundan “parsel sorgu” uygulamasına girdi, zor zahmet adrese bizi ulaştırdı. Evet böyle oluyor, diyelim 3 veya 5 kişilik bilirkişi kurulundasınız, bir kişi haritadan adres buldu diye sizinle aynı ücreti alabiliyor, üstelik siz günlerce dosya okuyup 10 sayfa ile rapora katkı yapmış bile olabilirsiniz. Harita mühendisine gerçekten ihtiyaç olan dosyalar tabii ki var ama nedense (heyeti tek sayıda kişiden oluşturmak bile olabilir nedeni) yeri hakkında hiç soru işareti olmayan parseli bile göstersin diye kurula haritacı eklenebiliyor. O da şu mutat cümle ile rapora katkısını(!) koyup ücretini hak(?) ediyor. “Dosyada verilen adrese heyetle birlikte gidildi, yanımızdaki harita ile köşe koordinatları alana uygulandı.”

Kamulaştırma heyet dosyalarında harita mühendisi ve daha çok da ziraat mühendisi üyelerin rapora emeği geçer. Yargıtay, enerji nakil hattı kamulaştırma davalarında heyette elektrik mühendisini şart koşuyor olacak ki bizi de heyete yazarlar. Esasen rapora çok katkımız olmaz. Bundan ötürü keyif de vermez (tezattır ama çoklu davalar söz konusu ise ücreti mükemmel olabilir). Beyan edilen uzmanlık adedine kısıtlama getirildiğinde kamulaştırma alanından hemen vazgeçmem bundandır.

Daha önce hiç görev almadığımı bir mahkemeden üst üste birkaç kamulaştırma davası görevi gelmişti. Şaşırtıcı idi. Üçüncü keşiften sonra mıydı, mübaşir hanımefendi, minibüsten inerken, kaleme perde alacaklarını ve reddiyatımın bir kısmını verip veremeyeceğimi sordu? Geçmiş zaman, belki de (500,00 TL olabilir) adam başına düşen bedeli de söylemiş olabilir. Kabaca 3 dosyadan diyelim brüt 2000 alıyorsam dörtte biri ile “perde alma fonuna” katkım isteniyordu. Bu mahkeme ile sıkça keşfe gittiğini mübaşir ile samimiyetlerinden anladığım ziraat ve harita mühendisleri ödemeyi tereddütsüz kabul ettiler. Ben bunun bir para sızdırma yöntemi olduğuna kanaat getirip ödeme yapmadım. Bir daha da o mahkemeden hiç dosya almadım. Mübaşir, diğer elektrikçilerden de yüz bulamamış olacak ki beni de denemiş, olmayınca “sıradaki” üyeden yüz bulmak için şansını denemeye karar vermiş olmalıydı.

Sayın hakimler bilirkişi görevlendirme işini kalem personeline havale ederlerse onlar da suiistimal edebilirler. Adalet için bu kadar önemli bir enstrümanı seçerken, kalemdeki çoğu acemi katipler ya da kart mübaşirler neden inisiyatif alsın? Ben o gün ki toy halimle konuyu gidip bölge kurulu başkanı ile dahi görüştüm, hiç yardımcı olmadı. Tecrübeli bir avukat arkadaş, böyle bir konu ile hasım kazanmanın yanlış olduğunu söyledi de uzun süre kafamı meşgul eden konuyu kapadım.

Bilirkişi listesine dahil olmakla dosya/görev yağacağını zanneden adaylar varsa (çok az bulunan uzmanlıklar istisna olabilir) bir kez daha düşünsünler. Kendi çalışacağı bilirkişiyi ya da heyeti kendi seçen hakimler parmakla gösterecek kadar azdır. Rapora katkısı hiç olmayan veya tespitleri gerçekle hiç bağdaşmayan bilirkişiler hiç elenmeden görev almaya devam edebilirler. Bazı kalemlerin heyeti kurması için güvenip aradığı bilirkişiler vardır. Örneğin bir inşaat mühendisi aranır, o diğer disiplinlerden sürekli ve uyumlu çalıştığı arkadaşlarının ismini vererek görevi dağıtır. Bu uygulama olumlu sonuçlar da verebilir ama sakıncalı olma riski daha fazladır. İlk aranan kişi tüm dosyayı maniple edebilir.

Siz mükemmel rapor da yazsanız tarzınızı beğenmeyen hakimler de olabilir. Rapor girişinde dosyanın uzun uzadıya özetini yapmamanız hoşuna gitmeyebilir örneğin. Sadece raporun finalini okuyan hâkim, finalde düşen enerjinizle ancak bağladığınız raporu beğenmeyebilir. Esasen bu iyi bir şeydir, çünkü “bu raporu beğenmedim bu kişiyi bilirkişi havuzundan çıkarın” diyen hâkim, kalem personeline de hakimdir.

Bilirkişi seçimi, düşük ücret takdiri, sonu gelmeyen ek raporlar, niteliksiz heyet üyeleri, işine gelmeyenlerin bölge kuruluna şikayetleri vs. vs. dilimiz döndüğünce bilirkişi dünyasına içeriden bakmayı sürdürmek niyetimiz.


 

Hâkimler ve Tevazu

Bilineceği üzere adli yargıda ilk derece mahkemelerimiz hukuk ve ceza mahkemeleri olarak ayrışıyor. Bunların üzerinde ara derece mahkeme olarak bölge istinaf ve Ankara'da, üst mahkeme Yargıtay bulunmakta. Hukuk mahkemelerinde (asliye hukuk, sulh hukuk) iki tarafta da şahıs(lar) veya şirket(ler); ceza mahkemelerinde ise bir tarafta savcının temsil ettiği devlet bulunmaktadır. Savcı karşıdaki şahsın cezai yaptırıma uğramasını ister, şahıs kendini savunur. Tüzel kişilerin kusuru olası ise kurum yöneticisi sanık olarak yargılanır. 

Biz teknik bilirkişilere hukuk ve ceza yargısı alanlarının ikisinde de (cezada iş kazaları, imara aykırılıklar, teknik hırsızlıklar gibi konularda) görev verilebilir. Hukuk davalarında bilirkişinin ödemesi tarafların bütçesinden yapılır, cezada ise kamu bütçesinden. Bütçenin uygunluk durumuna göre cezada rapor ödemeleriniz sarkabilir. Hukuk davalarında bilirkişi ödemesi rapor öncesinde taraflarca hazır edildiğinden rapor teslimi sonrasında ödeme hızlıca alınabilir. Rapor sürecinde ek harcama olursa, belirlenen ücrette hâkim tarafından artırım oldu ise veya heyete ilave bilirkişi dahil oldu ise masraf avansı eksik kalarak ödemeleri aksatabilir. Şurada anlattığım olayda böyle olmuştu, muhalefet şerhi yazdığım için en sona ben kalmıştım ve kalan avans, ücretime yetmemişti. Raporum tarafın da hoşuna gitmediği için sonraki celseye kadar yedi ay tahsil edemedim emeğimi.   

Nadir gelen ceza mahkemesi görevlerimden birinde yaşadıklarımı paylaşmak esas niyetim. Bir elektrik hırsızlığı (karşılıksız yararlanma) davasında, -abone- ev sahibinin cezalandırılması isteniyordu, ama ev kiradaydı. Bu davalarda savcılık aşamasında, şüpheli tüketiciye/kullanıcıya bir fırsat verilerek, dağıtım veya tedarik şirketinin kaybının giderilmesi için ödemesi gereken bedel bildiriliyor. Tahsilat olursa savcı dava açmıyor. Bu dava açılmıştı, benden rapor istendi. Müştekinin karşılıksız yararlanmadan uğradığı zararın (vergiler dahil cezalar hariç) hesabı isteniyordu. Raporlayıp teslim ettim. Dosyayı iade ederken hâkim, rapor üzerine şifahi açıklama istemiş, odasına girdim. İki sayfalık basit bir rapordu. Hâkim, finalde kesin biçimde ifadem olmamasından rahatsız olmuş. En sonda "SONUÇ" başlığını kullanmam gerekirmiş, kanaat belirtemezmişim. Bir de dosyada, "önemli bir belge görülemediği için o konuda değerlendirme yapılamadığını" yazmam da alışık olduğu bir durum değilmiş. 

Adalete yardımcı olmak için varız. Dosyaya bir belge girdiğinde karar, 180 derece değişiyorsa o belge getirilmelidir (ceza ve hukuk davaları arasında önemli fark var dikkat!). Müşteki şirket, tüketici tahakkukunu mevzuata uygun yapmalıdır. Dosyada hesabın detayı yoktu (Bunu, raporum öncesi bir ön yazıyla bildirmeye fırsatım olmadı, kabul ediyorum). 

Hâkimin tavrını çok yadırgadım. Sanki dosya öyle mükemmeldi ki ben okuyup, şüpheli -yaptı ise- hırsızlığı gözümün önünde yapmışçasına olayı çözmeliydim. Çözemiyorsam işi bilmiyordum. Şurada anlatmıştım ya, bizler müneccimiz(!).

Tamamlanmasını istediğim evrakı yargıca izah ettim. Dosyaya girerse ek rapor verebileceğimi söyledim. Acele ediyordu, kararını hızlıca vermek istiyordu. Bana "sizin ne düşündüğünüzün önemi yok" bile dedi. Bilirkişinin ne düşündüğünün önemi yoksa, her şeyi biliyorsan niye rapor alırsın? 

Hâkim beni daha sonra duruşmaya da çağırttı, gittim, ek belge getirtilmemişti. Bir de duruşmada beyanımı alıp celse tutanağına yazdırttı. Doğru belgenin getirtilmesi için açıklama yaparak yardımcı olabileceğimi söyledim. Günler sonra kâtip aradı. Bir belge istemişler gelmiş, "iş görür mü bir baksanız" dedi. Kaleme 4. kez gittim. Gelen belge faydasızdı. "Yazışmada yardımcı olabilirdim, yardım istemediniz" dedim, kâtip kem küm etti. Ek raporumda belgenin iş görmediğini bildirip mevzuattan alıntılar ekledim. Neyse ki UYAP'tan yolladım, adliyeye kadar yorulmadım.

Hâkimlerin üstten bakan tavrına alışmak imkansız, avukatlar daha şerbetlidir belki bunda. Acaba hep düşük profilli bilirkişiler ile mi çalıştılar yoksa mesleki bir "defo" mudur? Davaya teknik olarak yardımcı olacak kanuni desteğine, "ne düşündüğünün önemi yok" nasıl denir? İletişim her şeyin üstündedir. Dilinden anladığınız, anlaştığınız bilirkişi, sizin hedef süreleri tutturmanızda en etkili yardımcıdır. O memurunuz değildir köleniz de? Anayasa'da angarya yasaklanmıştır. Bilirkişinin emeğini hakkıyla ve zamanında ödemelisiniz. Bunu yapmazsanız, hazır heyet raporu önüne imza için koyulsun diye bekleyen, korkuluktan farkı olmayan, en son mesleki çalışmasını 20-25 yıl önce yapmış, reddiyatı dışında hiçbir şeyi önemsemeyen, her yere imzasını atan bilirkişiler ile "mesud" olursunuz.

Terazi kefeler adalet