Mühendislik ve hukuk, iki önemli ilgi alanında ahkam kesen, "geçkin" bir mühendisin kaleminden.

TEDAŞ Sigorta Yönergesi

Elektrik Dağıtım Şirketlerinin Sigorta Yükümlülüğü

Türkiye, 2012 yılında enerjinin serbest piyasalaşmasında bir büyük adım daha atmıştır, 21 bölgede görevlendirilmiş özel elektrik dağıtım şirketleri enerjinin dağıtımından sorumludur. EPDK ve TEDAŞ yine "direksiyondadır" ama asıl işi EDAŞ'lar yapar.

Regülasyonları yazan ve uygulayan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. ile işletme hakkını devir alarak görevlerini sürdüren EDAŞ'lar arasında düzenlenmiş bir yönerge vardır. Bu yönergeye aşağıda verdiğimiz bağlantıdan ulaşılabilmektedir.

Peki bu yönerge neyi düzenliyor? Yönergenin amacı açık: Madde 1, işletme hakkı devir sözleşmelerinde "Sigorta Yaptırma Yükümlülüğü" şeklinde bir şartın var olduğu anlaşılmakta. İşte bu yönerge de bunla ilgili detayları çözüme kavuşturuyor. 

Madde 2, sigortalanacak kapsamı belirliyor. 

"... dağıtım tesislerinin işletilebilmesi için varlığı zorunlu bulunan her türlü taşınır ve taşınmazı, yangın, infilak, kaza, yıldırım, zelzele, sel, grev, gösteri ve benzeri toplumsal olaylar, sabotaj, terör eylemleri de dahil olmak üzere dağıtım tesisleri açısından söz konusu olabilecek bütün rizikolara karşı TEDAŞ adına ve lehtarı TEDAŞ olacak şekilde ALL RISK sigortası yaptırılır."

Yani TEDAŞ, kontratın son günü geldiğinde geri alacağı tüm dağıtım tesislerini sigorta ettiriyor. Üstelik bununla da kalmıyor.  
tedaş sigorta yönergesi

EDAŞ’lar Sigortalanıyor, Peki Vatandaş da Korunuyor mu?

Normal vatandaşı ilgilendirebilecek kısma gelelim. Madde 8'in başlığı: "Üçüncü Şahısların Uğrayacağı Zarara Karşı Sigorta"  dır. Metni ise: imtiyaz hakkı devir sözleşmesinin ilgili maddesinde geçen, üçüncü şahısların uğrayacağı zarara karşı sigorta için uygulanacak sigorta poliçeleri -kurumca- tip poliçe haline getirilerek, bu poliçelerin yaptırılıp yaptırılmadığı -kurumca- takip edilir, şeklindedir.

Tip sözleşme yapılıp yapılmadığını, TEDAŞ tarafından takip edilip edilmediğini bilmiyoruz. Ancak açıkça anlaşılıyor ki, TEDAŞ özellikle yıldırım dahil rizikoya karşı sigorta tedbirini görevli EDAŞ'lara aldırıyor, bununla da kalmayıp etkilenen üçüncü şahısları da koruyor. Burada üçüncü şahıstan kasıt tüketici yani dağıtım şirketi müşterisi ise bu poliçeler tüketicinin yıldırım hasarını da tazmin etmez mi? Tüketici mahkemeleri önüne böyle talepler gelmiş midir? 

Eğer bir hukukçu olarak bu tür davalarda tecrübeniz olduysa veya bir tüketici olarak bu sigorta yoluyla zararınızı tazmin ettiyseniz, yorumlar kısmında paylaşmanızı rica ederiz. Bu bilgi, hem tüketicilere hem de kamuoyuna ışık tutacaktır.

 İlgili mevzuatı görmek için tıklayınız.

Ulu Manitunun Gözde Mesleği, İnşaat Mühendisliği

Bir inşaat mühendisi ve mimarla heyet halinde keşfe katılmıştık. Eser sözleşmesi ihtilafı, hak ediş, "edemeyiş" mevzuu. UYAP'tan baktım, görevlendirmede heyetimiz iki kişi görünüyor, inşaatçı eksik. Anlaşıldı, kerameti kendinden menkul, yeri doldurulamayan, çok görev almaktan rapor yetiştiremeyen bir zat ile müşerref olmuşuz. Görev ekranı "kilitli" şahsiyetler, kalemin "gözdelerinden" olunca "UYAP hayaleti" olarak keşiflere katılabiliyorlar. Elimde bekleyen iş olmadığından dosyayı ben aldım, çalıştım. Kronolojik olay tablosu, hak ediş tablosu, dosyaya ekli malzeme faturalarının özeti derken raporu inşai kalemler hariç %80-90 teslim durumuna getirdim. Heyetteki arkadaşlarla taslak olarak udf haliyle paylaştım. Mimar dönüş yaptı, "inşai kısmı diğer arkadaş yazacak" eline sağlık dedi. Dosyayı arabamda 15 gün gezdirdikten sonra "inşaatçı arkadaş" aradı ve almak istedi, buluştuk teslim ettim.

Benim taslağı yollamamdan neredeyse 40 gün sonra dosyayı alan bilirkişi aradı. Raporu bitirmiş "teslim edelim" diyor. Udf olarak kapak (şuradaki sakıncalı hâl) "hazırlatmış", elektronik olarak imzalayalım verelim diyor 😮. "Bir bak bakalım mutabık mısın" diye sormak yok. "Yollayın bakalım imla hatasına filan bakayım" diyerek bozuntuya vermemeye çalıştım. Efendim "iki satır varmış beni ilgilendiren" onu kontrol edecekmişim. Aslında niyeti sadece elektronik imzalanacak kapağı mı yollamaktı, belki de öyleydi. "Rapora çok emek vermiştim, boşa gittiyse üzülürüm" dedim. Raporu e-posta ile yolladı. Sinirimden okumadım ama baktım benim udf halinden vazgeçilip "hazreti word"e dönülmüş. Kapak ise udf. Akşam mesaj yazdı baktım mı diye, "yarın bakacağım" dedim. Efendim duruşma tarihi yakınmış da ondan sormuş. 

Ertesi gün baktım duruşma o gün. Teslim süremize ise bir hafta daha var. 30-40 gün boşa geçmiş, duruşmaya bir gün kala acele teslim isteniyordu, direndim. Sözde teslime hazır raporu inceledim. Güzel tarafı, emeklerim boşa gitmemiş, yazdıklarım çoğunlukla kopya ile worde alınmış. Yaptığım tablolar hakkında yorum yok, 8-10 satır inşaat kalemleri hesabı, iki sayfa fotoğraf iliştirilmiş hiç fotoğraf açıklaması yok. Sonuç kısmı özensiz, worde aktarım sırasında akıştaki bütünlük de bozulmuş. Kötü bir rapor olmuş. Kapak sayfası da udf olarak "raporumuz ekte -pdf olarak- sunulmaktadır" şeklinde (bu garabet ve sakınca başka bir yazı da ele alındı).

Rapor benim kurduğum çatı ile -muhtemelen bambaşka biri tarafından- yazılmış. Bana "senin iki satırın var raporda bakılacak" deniyor. "Kapak sayfası hazırlattım" da dediği için sayın mühendis konudan epeyce uzak. Düşüncelerimi e-posta ile heyete ilettim, alternatif teslim yolları sundum, cevap çıkmadı. Oturdum raporu %95 hazır hale getirdim (rapor udf ve tüm pdf ekleri). Neden %95 diyorum? Çünkü hakimin keşifte üstünde ısrarla durduğu bir inşai kalem vardı ve bizim raporumuzda bu konu geçmiyordu. Uyardım ve değinmemiz gerekiyor mu diye sordum. 3-5 gün sonra rapor imzalı olarak geldi. Uyarım ciddiye alınmamıştı ama word'den vazgeçilmişti şükür. O şekilde teslim ettik. Ardından kaç ek rapor daha yazdık? Belki yazarım sonra.

Başlıkta ulu manitu dediğimi unutmadım. Böyle heyetlerde inşaat mühendisi kendisini "lokomotif" zannedebiliyor. Benim rapora attığım imza, sanılıyor ki sadece alanımdaki konuları benle ilişkilendiriyor. Raporun diğer taraflarından inşaatçı dışında kimse sorumlu değil sanki. Adam, konut dışında inşaat görmemiş, senin şantiyelerde geçen 25-30 yılına kıymet vermiyor. Demiyor ki hiyerarşide diğer bilirkişiler ile yerim aynı. Dosyadaki uyuşmazlık hakkında kanaat vermeyen heyetler var. İşleri sadece doğruluğu şüpheli hesaplar yapmak. 

Heyetlerde istişare mekanizması önemlidir. Heyette branşlar arasında alt/üst, önemli/önemsiz ayrımı olmaz. İnşaatçı heyet başkanı değildir. Raporun hepsini yazmak zorunda da değildir. Raporun çoğunu yazmak kimseye inisiyatif kazandırmaz. İmza namustur. Rapor okunmadan imzalanmaz.

Elektrik Kesintilerinden Bezdiniz mi, Yoksa Voltaj mı Şikayetiniz?

Elektrik piyasasında, yetkili üst kurul olan EPDK, dağıtım şirketlerinin vatandaşa sunduğu hizmeti değerlendirmekle de görevlidir. Bu niyetle yayımlanmış olan Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği neler içeriyor bir bakalım.
 
Kalite, 3 başlıkta değerlendirmeye tabi tutulmuş.

a) Tedarik sürekliliği kalitesi,
b) Ticari kalite,
c) Teknik kalite

Tedarik sürekliliği, kullanıcılara (bizlere) ekonomik olarak kabul edilebilir maliyetlerle ve mümkün olan asgari kesinti süresi ve sıklığı ile elektrik enerjisi sunabilme kapasitesi olarak tanımlanıyor. Dağıtım şirketleri tedarik sürekliliğini kurmuş oldukları -uzaktan izleme özellikli- sistemle takip edip sürekli raporlamak durumunda. Hatta;

Yönetmeliği 17. maddesine göre 

(3) Tablo 1 ("kesintiler tablosudur"), ait olduğu ayı takip eden ay sonuna kadar, ilgili EDAŞ'ın internet sitesinde yayımlanmaya başlanır. Yayımlanan tabloda, kesintilerin, il ve ilçe bazında listelenmesi sağlanır.

Peki yapıyorlar mı? Bazı dağıtım şirketleri yapıyor, ama 4 senedir veri yayımlamayan, 5 sene önceki dosya linkleri de çalışmayan dağıtım şirketi de var (2020 öncesi değerlendirmedir). 

Yine Md. 17'de
(5) Dağıtım şirketi; talep etmeleri halinde kullanıcılara, etkilendikleri kesintilerin Tablo 1 formatındaki listesini ve bu kesintilerden hesaplanan TKSAYI ve TKSÜRE değerlerini verir. 

Yani vatandaş olarak bölgenizdeki kesinti kayıtlarını ilgili EDAŞ'tan isteme hakkınız var. Hatta Md.8/4'e göre, diyelim kesintilerden çok mustaripsiniz ve kanıt istiyorsunuz, buyurun;

(4) Kullanıcı (yani siz); tedarik sürekliliğini kaydetmek üzere, dağıtım şirketince onaylanmış ölçme ve kayıt cihazını dağıtım şirketinin kontrolünde ve uygun göreceği biçimde, bağlantı noktasına veya faturalamaya esas ölçüm noktasına tesis ettirebilir. Bu cihazların kayıtları, kullanıcının talebi üzerine dağıtım şirketi ile birlikte okunur ve dağıtım şirketi tarafından kendi kayıtları ile birlikte değerlendirilerek bu Yönetmelik uyarınca ödenecek tazminatların hesaplanmasında kullanılacak kesinti süre ve sayılarının belirlenmesinde dikkate alınır.

Buraya kadar tedarik sürekliliğinden konuştuk, ticari kalite pek alanımıza girmiyor ama teknik kaliteye de değinmeden geçmeyelim. EPDK, dağıtım şirketlerinin her mahallede olmasa da, yönetmelikte gösterilen sayıda noktada teknik kalite kayıt cihazı kurmasını şart koşuyor. Bu nokta sorunlu bir nokta ise cihazın oradan sökülmesine de müsaade etmiyor. Yani A+++ diye heves ettiğiniz buzdolabınız 6 ayda servise gitti servis, "şebekeden bu" diyerek midenizi bulandırdı ise yönetmelik teknik kalite kriteri ile belki size merhem olabilir. Sizin enerji aldığınız şebeke kısmında teknik kaliteyi kaydeden cihaz olabilir. 

Yönetmelik, niyet olarak vatandaşı koruyor görünüyor ama acaba uygulamada öyle midir? Dağıtım şirketi, kendi aleyhine olan delili -kendi hukuk bürosu kanalı ile- mahkemelere sunar mı? EPDK'nın personeli bu kadar büyük işin altından kalkar da kaliteyi bozanlarla bozuşur mu kocaman soru işaretidir. 
Güncelleme:
Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği (EPTHY), tüketici, tedarikçiler ve/veya dağıtım şirketleri arasındaki iş ve işlemlere esas asgari standartları belirlemek için oluşturulmuştur. İçeriğinde, sayaçlar, okuma ve faturalama, tüketici hakları, kaçak elektrik tespiti ve süreçleri vb. konular açıklığa kavuşturulur. Kaçak elektrikle ilgili 7. bölüm, bilirkişilerin sık başvurduğu bir kaynaktır. 
Ülkemizde EPDK, RTÜK vb üst kurulların varlığı ve verimliliği haklı olarak tartışılmaktadır. İzmir Alsancak'ta iki kişinin elektrik şoku ile can verdiği olayda, taraflar sorumluların arasına EPDK'nın da eklenmesi gereğini öne sürmektedirler. EPDK ve Enerji Bakanlığı kuşkusuz bu konunun tarafıdır. Bu konuda daha detaylı bir metin okumak için şuradan devam edebilirsiniz.